StatCounter

22 Haziran 2015 Pazartesi

ŞİİRİ GÖRMEK


Şu hayatın pek acayip bir yer olduğunu bir zaman her an yanında olmak için can attığım kız gözlerini devirip “ay ben şiirden nefret ederim” dediğinde anlamıştım. Benim için bu, birinin çıkıp da “ay ben ağaçtan nefret ederim” demesi gibiydi. Kızcağız farkında bile olmadan içimde devasa bir oyuk açmış, ömrüm boyunca ellerimi sıkıca kavrayacak en yakın dostumu, yalnızlığımı yaka paça tutup önüme fırlatmıştı: “Al, tanışın. Hadi bakalım!”.

O zamanlardan bugüne elbette pek çok konuda görüşüm değişti. Pek çok yol ayrımında bölündüm, pek çok çukura girdim, küçük tepeleri fethettim. Fakat bugün buradan baktığımda şiirden nefret etmeyi o güne kıyasla daha da zor anlayabiliyorum. Ben bir şiirin içine girdiğimde, İlhan Berk'in dizeleri arasında salınırken örneğin, hep yeni sokaklarda buluyorum kendimi. Kağıda dizili sözler değil sade, orada hayat var - ona değebilmek önemli. Oturup bir ağacı izlemek gibi, saatlerce, günlerce onu düşünmek gibi şiiri görmek. Ağacı ilk gördükten sonra her bir dalının rüzgarda salınışını, gövdesindeki lekeleri, üzerinde dolaşan böceği fark etmek nasıl zaman ve çaba istiyor, şiirde de böyle. Her bakışta biraz daha derine dalmalı insan. Buna izin vermeli şiir de, derinliği olmalı.

Çok zaman elimde bir İlhan Berk kitabı ile dolaşıyorum. Bir sabah bir banka oturduğumda yanımda söyleşecek birileri yoksa, o var mutlaka. Demek ki İlhan Berk benim yalnızlığımdır, diyorum. Her buluşmamızda bana başka şeyler anlatır, başka öyküler asar gökyüzüme. Elimde taşıdığım üç beş sayfalık bir kitap değil, aksine, sonsuz bir anlam yumağıdır. Ben usulca her sözün altına gizlenmiş binlerce başkasını çekip çıkarır, evirip çevirir; karşımdaki tablonun pek yavaşça şekil değiştirdiğini görüp mutlu olurum.


Diyorum ki, şiir okunmaz, izlenir.


Ve bu paylaşılacak bir şey değildir.


Özgün,

Haziran 2015





İlhan Berk, "Bel Canto II - Horozbinalar Sinaritler Korosu"

0 comments:

Yorum Gönder

PAYLAŞIN

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More