Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Cafe Slavia etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Nazım, Prag, Havana

İstediğim iş olmaz mı Mefistofoles? Yoksa bu lime lime ruhum satın almaya değmez mi? Prag'da ay doğuyor limon sarısı Faust'un evi önünde duruyorum, Çalıyorum açılmaz kapıyı gece yarısı... Prag, Prag, Ahhhhh Prag! Nam-ı diğer "Masallar Şehri", "Şehirlerin Anası", "Altın Şehir", "Avrupa'nın Kalbi".  Her daim sokaklarında kaybolunası karamsar şehir. Karamsarlığın duvarlarının karalığından mı, sarıp sarmalayan kara bulutlardan mı, akan kara nehirinden mi, tepeden aşağı bakan gotik Gargoyles tarzı heykellerden mi, bilemedim, ama seni Evanescence`in Amy Lee`sini sever gibi sevdim.  Nostaljik kafeleri, edebiyat eseri gibi narince işlenmiş gotik mimarisi, sıcak şarabı, ve sudan ucuz birası ile zaman kavramının mağaravari yeraltı barlarında anlamını yitirdiği, ekonomik yollu bir kaçış noktası Çek Cumhuriyeti'nin başkenti ve en büyük şehri Prag.  Bu okuyacağınız yazı, 2013 yılının Nazım Hikmet'in 50. ölüm y...

Prag: Puslu Kuleler Kenti

Prag’da koşuyordum. Serin bir yaz günüydü, şakır şakır yağmur yağıyordu. Karl Köprüsü’nün üzerinde tarihe tanıklık etmiş onlarca figürün şaşkın bakışları altında koşuyor, size yetişmeye çalışıyordum. Aklımda bir iki acemi dize vardı, ilk gençlik günlerimden kalan. Onları okuyacaktım size, yüzünüzdeki alaycı ve bıkkın gülümsemeyi görecek, “Her şey yolunda!” diyecektim. İhtiyacım vardı buna.