Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ferhan Şensoy etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Aç Kapıyı Melek, Ben Geldim

Mart ayında bir gün, bir Cuma günü. Saat öğleden sonra 4:30. Sabah hava sıcaklığı eksi otuz santigrat derece idi, şimdi ısındı biraz, yalnızca eksi on. Ah Ottawa, söyle yetmedi mi artık bu kış? İşten koşar adım çıkıyorum. Melek otoparkta beni bekliyor. Önce camları kaplamış olan buzu elimdeki uzun saplı plastik spatula ile bir güzel kazıyorum. Eğer dünyanın bu köşesinde yaşamayı hayal ediyorsa oralarda birileri, işte bu gerçeği de hayallerinin bir köşesine dahil etmeli. Zira spatulayla buz kazımak yemek yemek, su içmek gibi hayatın doğal bir parçası buralarda. Araçların camlarına yapışan kar taneleri buzlaşıyor, kaskatı kesiliyor. İşin yoksa her allahın günü kazı babam kazı.

Hayat Ne Tuhaf, Uzaklar Falan

“Çok bilen çok yalınır” / Sevan Nişanyan Ama   ne kıştı! Rüzgar etkisiyle hissedilen sıcaklık -40 santigrat dereceye kadar düştü. Yıllardır dünyanın bu yöresini ev bellemiş pek çokları dahi şaştı bu duruma. Bu şehrin Güney Kutbu'ndan ve hatta Mars yüzeyinden daha soğuk olduğu esprileri yapıldı, gazetelere manşet oldu. Hoş, dostlar arasında geçirilen en soğuk günler bile, bir zaman sonra geriye dönüp bakıldığında sıcacık anılar olarak belirebiliyor insan belleğinde.  - Her yıl, yaz gelince böyle cıvıl cıvıl oluyor dört bir taraf. Sonra koca yazı devirince, yeniden kışa girerken derin bir umutsuzluk kaplamıyor mu insanın içini? Hani, sanki Turgut Uyar Ottawa kışını düşünerek yazmış dizelerini: “Eylül toparlandı gitti işte / Ekim falan da gider bu gidişle”.  - Öyle olmuyor. Kış biter bitmez siliyoruz hafızalarımızdan her şeyi. Sanki ağaçlar hep yeşilmiş, şu dereler hiç donmazmış, hep böyle usul usul akarmış sular gibi geliyor insana. Unutuyoruz s...