Ana içeriğe atla

Svalbard: Kuzey Kutbu'na Beş Kala


Kuzey ne demek? En fazla ne kadar kuzeye gidebilir insan? Peki en fazla ne kadar kuzeyde sürekli yaşayabilir? Peki ne sebeple?

Dünyanın en kuzeyinde, üzerinde insan yerleşimi olan son ada Svalbard. 2500 insan ve 3500 kutup ayısı tarafından paylaşılan, ıssızlığın somut-coğrafi karşılığı. Zannımca dünyanın en güzel ülkesi olan Norveç'e ait. Ama öyle bir duruşu var ki hiç bir aidiyeti üzerinde taşımıyor. Belki biraz kutup ayılarına ve foklara meyilli. Ama asla insana değil.


32. Kuzey enleminde Ankara'da doğmuş birisi için, 78. enleme çıkmak, yüzünü kuzeye çevirdiğinde dünyanın tam tepe noktasına kadar artık hiç bir insanın yaşamadığını düşünmek çarpıcı. Ağustos ayında indim adanın başkenti Longyearbyen'e ve kuzeydeydi güneş. Orada kaldığım 3 gün boyunca da hiç batmadı.

Longyearbyen'de, güneş, 19 Nisan'da doğuyor ve 23 Ağustos'a kadar hiç batmıyor. 27 Ekim'den 14 Şubat'a kadar ise hiç doğmuyor. Hava her zaman soğuk. Kent 8 ay boyunca kar altında. Yazın ortalama 7-10 derece iken kışları eksi 12-16 dereceler arasında seyrediyor. Çok uzun yıllar zengin kömür madenleri dolayısıyla endüstriyel amaçlarla yerleşilmiş adaya. Artık madencilik yok. Tüm ada doğal koruma alanı. Nesillerinin son asrını yaşayan 3500 kutup ayısı, foklar, bazı kutup kuşları ve bu iklimde yaşayabilmek için kadim yıllardan beri evrilen diğer canlılar, insanlar tarafından, insanlara ve yarattıkları tehlikelere karşı korunuyor.


Kentte yaşayan insanlar için de en büyük tehlike kutup ayıları. Özellikle yaz aylarında, buzullar çekildiğinde kent merkezine kutup ayısı ziyareti mümkün. Görüntüleri itibariyle insana yalnızca yeşillikle beslenen hayvanların sıcaklığını hissettiren kutup ayıları özünde insan türünden hiç hoşlanmayan, yalnız ve gerçek anlamda tehlikeli hayvanlar. Besin zincirinin ve dünyanın çatısında yerleşik, beyaz giyimli, 500 ila 700 kg ağırlığında ve ayağa kalktığında 3 metre boyunda yakışıklı delikanlılar. Gürültü ve koku nedeniyle şehir merkezine yaklaşmak istemiyorlar. Tabii eğer gerçekten çok uzun süredir aç değillerse...


Bu küçük ihtimale karşı, kentin dışına çıkacak herkes için bir tüfek taşımak zorunlu. Son ayı saldırısı 3 yıl önce gerçekleşmiş. Aslına bakacak olursanız, Svalbard adasında kutup ayısı saldırısında ölme ihtimali, İstanbul'da trafik kazasında ölme ihtimalinden çok daha düşük. Uzak ayı tehdidinin dışında dünyanın en güvenli kenti Longyearbyen. Adada işlenmiş bir suç örneği yok. İçkiyi fazla kaçırıp naralar atan bir turistin bir geceyi nezarette geçirmesi dışında bir adli vaka da yaşanmış değil.


Düşünmemek mümkün değil. Yılın 8 ayını kar altında geçiren, 4 ay tam gece ve 4 ay tam gündüzü yaşayan bu aykırı kentte neden ve nasıl yaşar insanlar? Peki ben buraya yerleşip hayatımı sürdürebilir miyim? 43 farklı ülkeden insan yaşıyor adada. Türk yok. Yaş ortalaması 37. Çoğu araştırmacı, bilim insanı ya da bölgede iş yapan firmaların çalışanları. Turizm gittikçe geliştiği için bu sektörde çalışan sayısı da az değil. Uzaklardan bakınca sürgün yeri. Pek çok depresyon hikayesi duyacağımı düşünüyordum, hiç duyamadım. Kiminle konuşursam konuşayım, uzun methiyelerinin sonunu hep aynı cümleyle bitirdiler...”Burası gerçek bir cennet”...

“cehennemde yanacak tek şey
seni yaşamında yaşamaktan alıkoyan hatıraların, eklentilerin.
bunların tamamını yakıp, yok edecekler, fakat ceza olarak değil
ruhunu serbestleştirecekler
eğer korkarsan ölümden ve sarılırsan yaşama
şeytanlar görürsün hep, yaşamını çalan
ama huzurunu bulursan
şeytanlar dönüşür meleklere, kurtaran seni dünyandan”

Meister Eckhart
                                                                                                      


Bir gün başını alıp muhakkak güneye yerleşecek, kucağındaki tablette sürükleyici bir Amerikan dizisi, karşısındaki ehlileştirilmiş denizde salınan lüks teknelerin logolu yelkenleri ve onlardan yükselen çirkin ve mecburi eğlence müzikleri eşliğinde zincir marketten alınma bir hamağa uzanıp kafa dinleyecek kent soylu için değil Svalbard. Kuzey, biz güneylilerin bildiği gibi değil. İlkeleri, yıllarca damla damla sulanmış ve periyodik olarak sonsuz bir bereketle fışkıran egoları, üç kuruşa da tekabül etse bankada yatan kıymetli kağıtları, vazgeçilmezleri ve gerçekte var olmayan üstün nitelikler atfettiği soyları olanlara göre değil.


Yerkürenin, en hayırsız evladı insana yaşaması için izin verdiği son nokta Svalbard. Tek bir şartla verilmiş, geçici bir izin... Her şeyden vazgeç ya da geri dön. Başarabilen içinse ödül paha biçilemez. Uçsuz bucaksız bir huzur...

Üç gün kaldım Svalbard'da. Uçak sabah 4'teydi ve ben dönerken hala kuzeydeydi güneş. Müzik dinledim biraz...


“I hear that you're building your little house deep in the desert
You're living for nothing now, I hope you're keeping some kind of record."

Leonard Cohen  

A. Emrah Bakkaloğlu,
Ağustos 2014

Yorumlar

  1. Fotoğraflar eşliğinde yazınızı okurken bir anda kendimi Svalbard'a uçak bileti bakarken buldum..Neyse ki direkt gidiş olmadığı için vazgeçtim..Ben de 32. Kuzey enlemine geldim..
    Üç gün kaldım Ankara'da. Uçak sabah 4'teydi ve ben dönerken hala kuzeydeydi güneş. Müzik dinledim biraz...

    "Fidayda Da Ankaralım Fidayda. Beşyüz Altın Yedirdim Bir Ayda. Gitti De Gelmedi Ne Fayda.Başını Da Yesin Bu Sevda. "

    Ankaralı Namık

    YanıtlaSil
  2. Ne güzel yazı. Teşekkür ederim. Svalbard'ı evime getirdiniz.

    YanıtlaSil
  3. Gezi tutkunu olarak gidip görmek istediğim yerlerin başlarında!
    Merak ettiğim bir husus: turla mı yoksa kendi ayarlamanızla mı geziyi gerçekleştirdiniz?

    YanıtlaSil
  4. Merhaba,
    Televizyon programı çekimleri için gittim. Organizasyonu Norveç'li arkadaşlarımızla beraber gerçekleştirdik.

    YanıtlaSil
  5. Merhaba
    5 gun Istanbul kargaşasından kurtulup deşarj olduğum muhteşem yer Svalbard.
    Yazınız ve resimler cok güzel...

    YanıtlaSil
  6. Seyahat edebilmek ne kadar da güzel , hele ki kendi enlemlerimizden sıyrılıp , farklı yaşayışlara uzanabilmişsek ... Kendinizi şanslı sayınız lütfen , gidememiş ama gidebilmiş birilerinin kendi dilimden , deneyimlerini paylaştığı bu platformu gördüğüm için ben kendimi çok şanslı sayıyorum çünkü ... İstanbul'dan sevgiler...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sıkıcı Bir İş

Bileklerini kumanda koluna dayamış, “Çok sıkıcı bir iş bu”, diye söyleniyor. “Her gün bir oraya bir oraya uç dur. Kulaklığımı takıp müzik dinliyorum vakit geçirmek için, yoksa zor.” Dışarı bakıyorum. Altımızda Pasifik Okyanusu masmavi uzanıyor. Karşıda, ufuk çizgisinin hemen altında, eski sahipleri tarafından hiç teslim edilmediği halde el değiştirmiş topraklar üzerinde Vancouver ışıldıyor. İnce uzun binalarıyla sanki orman kıyısındaki bir plajda eğlenen bir grup insan gibi görünüyor uzaktan. Pilotun sıkıcı bir iş dediği, bu deniz uçağını uçurmak. Şaka mı yapıyor, diye dönüp yüzüne bakıyorum. Varsa yoksa 30 yaşında genç bir adam. “Çalışırken ben de sıkılıyorum, ama benim böyle bir manzaram yok”, diyorum. “Sen de kendince haklısın”, dercesine bir kuş gibi sağa sola sallıyor başını. Benim büyüdüğüm yerlerde böyle deniz uçakları yoktu. Eğer hayatta böyle bir seçeneğim de olduğunu bilseydim, ne yapar eder kendime bu kariyeri seçerdim, diye düşünüyorum. ...

Kanada Emlak Piyasası Analizi

Kanada`ya ayak basan bir çok insan "ulan şu nehrin yanına bir kulübe yapsam, kışın pencereden kar tanelerini, yazın papatyalarıma konan böcekleri izlesem, kışın geyik çevirsem yazın bahçeme ektiğim patlıcan ve domateslerle yaşayıp gitsem" hayalini şöyle bir aklından geçirir. Sonrasında bu düşünceler "kaça patlar ki bu iş" diye uzar gider. İşte bu yazı yaşamak Kanada`nın neresinde kaça patlar sorusunu istatistiksel olarak ele alıyor.  Ottawa-Perth, Highway 7 üzerinde tarla ve gökkuşağı - S.Gun 2014

Vancouver Git Başımdan Ben Sana Göre Değilim

Vancouver gezisinde kenara not aldığım bilgiler boşa gitsin istemedim ve ham bilgi olarak ekledim. Detayl ı  deneyimlerimizi aktard ı ğı m ı z  Vancouver yazı dizisine ise bu linkten ula şabilirsiniz.  Belki de Vancouver tam size göre bir şehirdir. Vancouver git başımdan ben sana göre değilim.  Ümitsizliğimi olsun anlasana  hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.

Hey Gidi Ece Temelkuran!

“İçinde deniz olmayan bir şehirde yaşayamam. Çünkü yüzümü denize döndüğüm zaman herkesi arkamda bırakmış olurum ve işte bu sayede, gerçek anlamda kendimle baş başa kalabilirim.” Bir belgesel için İstanbul Boğazı'ndaki bir çay bahçesinde söyleşirken böyle demişti bana Ece Temelkuran. İngiliz Körfezi, Vancouver, 2022 Bu şehirde deniz yok ama büyüleyici Ottawa Nehri, ya da Algonquin dilindeki ismiyle, Kitchissippi var. Bu akşam ben yüzümü işte o nehre dönüp herkesi ve her şeyi unutacak, kendi ellerimden tutacaktım. Güneş Kitchissippi üzerinde alçalmıştı ve Temelkuran’ın sözleri hafızamda yankılanıyordu. Birden, en beklenmedik anda, sarhoş edici güzellikte bir müzik başladı. Notalar gelip dört yanımı sarıverdiler. Havada, suyun üzerinde, ağaçların dallarından sarkar biçimde ve de yüzmekte olan kazların gözlerindeydiler. Şurası açıktı ki, arkamda bırakmaya niyetlendiğim insanlar bir araya gelmiş ve beni kararımdan caydırmak için el birliği yapmışlardı. “Acilen bir şeyler düşünmeliyiz”, ...