Ana içeriğe atla

Bir Doğa Harikası: Maui


Aloha!

Bir sahil kasabası düşünün. Dağlarına çıktığınızda size bin bir renkle bezeli doğası ile kucak açan bir yağmur ormanı, muhteşem gün doğuşlarına şahit olacağınız volkanik bir krater, onlarca çeşit deniz canlısıyla yan yana yüzebileceğiniz koylar, kilometrelerce uzanan plajlar ve güçlü bir yaşam enerjisi ile dolu bir şehir düşünün. Maui'ye hoş geldiniz!

Evet yanlış okumadınız. Bu saydıklarımın hepsini ve hatta biraz sonra yazacağım üzere daha fazlasını Maui adasında yan yana görmeniz mümkün. Amerika Birleşik Devletleri'ne 1959 yılında 50. eyalet olarak katılan Hawaii'nin 8 adasından en büyüğü Maui. The Big Island olarak da anılan ada hala aktif olan volkanik bir dağa sahip. Çoğumuzun bildiği, duyduğu Honolulu kenti ve Waikiki plajı ise Oahu adasında.

Öncelikle, seyahatim için neden Maui'yi seçtim, onu belirtmeliyim. Eğer aradığınız tatil şehirleşmeden, yüksek binalardan ve endüstriyel dumanlardan uzak olsun istiyor ve doğayla iç içe olayım, yerel kültürü daha yakından gözlemleyeyim dahası tropik bir adada olduğumun farkına varayım diyorsanız siz de gezinize benim gibi Maui'den başlamalısınız. Hawaii'nin diğer adalarını da kısa uçak yolculukları yardımıyla keşfetmeniz mümkün.

Maui'de denize sıfır condolar ziyaretçilere eşsiz konaklama olanakları sunuyor!

Sözü fazla uzatmadan hemen ulaşım konusuna değineyim ki benim yaşadığım şoku siz de yaşamayın. Öncelikle Hawaii, Amerika kıtasına sandığınızdan çok daha uzak! Biz Los Angeles'tan direk uçuş ile Maui'nin Kahului Havaalanı'na gittik ve yolculuk 6 saat sürdü. Bir diğer seçenek de Vancouver'dan direk uçuş ile gitmek.

Eğer Hawaii'ye gitmeyi planlıyorsanız, bunu bir kaç günlük bir California gezisi ile birleştirebilirsiniz. Böylece hem yolculuğunuz daha az yorucu olur, hem de tek seferde iki geziyi birlikte aradan çıkarabilirsiniz. Ayrıca, ulaşım demişken, havaalanına indiğinizde kesinlikle araba kiralamanızı öneririm. Maui'de toplu taşımayı kullanmak oldukça zor hatta kimi rotalar - aktiviteler için olanaksız olacaktır. Pek çok kişi, iklimin de tadına varmak için üstü açık arabalar kiralıyor.

Kalacak yer için seçenek bol ama benim tavsiyem, eğer bir hafta veya daha uzun süre kalacaksanız bir apartman dairesi (condo) kiralamak. Lahaina ve Kaanapali plajının arasında kalan bölgede oldukça rahat ve ekonomik konaklama olanakları bulabilirsiniz. Condo kiralayarak konaklama masraflarınızı otele kıyasla neredeyse yarısına kadar düşürebilirsiniz. Bu kiralık evlerin çoğu okyanusa sıfır konumda. Mutfak gereçleri, çamaşır yıkama imkanı gibi pek çok ayrıntı tatilinizi evinizin rahatlığında geçirmenizi sağlayacak. Kimi akşamlar evde kalıp balkonunuzdan (Hawaii dilinde Lanai) izlemek de hoşunuza gidecektir. Bu evlerin çoğu kimi otellerin yönetimi altında, yani her gün oda servisi var yani temizlik konusunda içiniz rahat olsun..

Hawaii'yi ziyaret etmek için en uygun mevsim bayılan balinaları da (humpback whales) görebilmek adına Aralık - Nisan arası. Bu arkadaşlar okyanus kıyısına gelip gösteri yapacak kadar cana yakınlar, o yüzden onları görmemeniz mümkün değil!

Şimdi, yapılacaklar listeme göz atalım. Pek çok seyahat kitaplarında ve internet sitelerinde öneriler bulmanız mümkün. Bunlar benim listemin önemli maddeleri.

Cesitli seyahat sitelerinde benzer oneriler bulmaniz mumkun ama ben kendi oncelik listemden giderek tavsiye vereceğim.


MOLOKİNİ'YE ŞNORKEL TURU


Mutlaka ama mutlaka yapılması gereken bir tur. Pek çok şirket var bu turları düzenleyen. Bizim teknemizin ismi Pride of Maui idi. Yarım günlük turlar için sabah 6:30'da kalkmanız gerekiyor. Genelde bu turlar sizi kaldığınız yerden alıyor ve dönüşte ücretsiz olarak geri bırakıyor. Molokini bir diğer Hawaii adası ve burada rengarenk mercan kayalarını görmeniz mümkün. Tur süresince tekneler iki ayrı noktada duraklıyor: Molokini Adası'nın yanıbaşında ve Maui kıyılarında Turtle Town (Nudist Beach - Little Beach) denilen yerde. 

İlk durakta renk renk deniz canlısının arakadaşça size eşlik ettiği bir sahneye şahit oluyorsunuz. 45 dakika kadar burada keşif yaptıktan sonra tekne sizi bir sonraki durağa götürürken, sabahtan beri burnunuza gelen nefis ızgara kokuları iyice dayanılmaz bir hal alacak. Nefis hamburger ve tavukları mideye indirdikten sonra ikinci durağa gelmiş olacaksınız. Aman çok yemeyin, zira daha kaplumbağalarla yüzeceksiniz!

Little Beach'e varınca, daha okyanusa atlamadan kocaman kaplumbağa arkadaşlarınızı görmek mümkün. Onlar da daha önce gördüğümüz okyanus canlıları gibi oldukça cana yakınlar ve yanıbaşınızda yüzmekten hiç çekinmiyorlar. Hemen altınızdan geçip giderlerse sakın şaşırmayın!

Bu turlar ile ilgili bir diğer önemli nokta da, eğer scuba yapmak istiyorsanız gerekli lisansa ve sertifikaya sahip olduğunuz sürece size gerekli ekipmanı sağlamaları.


LUAU

Olmazsa olmaz! Luau, Hawaii'nin geleneksel ziyafet patlamasının yaşandığı bir eğlence gecesi. Biz Old Lahaina Luau isimli şirketten aldık bu ziyafet için biletlerimizi. Pek çok şirket var elbette ama ben bunu öneriyorum. Pek ucuz bir şey değil bu etkinlik, ama oraya kadar gidilmişken kesinlikle görülmeli.



Gün boyu toprak altında pişen domuz özel bir merasimle çıkarılıyor

Özellikle, gün boyu toprak altında pişmiş domuzun oradan çıkarıış merasimi, açık büfe enfes yemekler ve Hula adı verilen danslarla sıra dışı bir gece yaşayacağınıza emin olabilirsiniz. Bol bol Mai Tai içmeyi ve boynunuza Lay çiçeği geçirmeyi de unutmayın!

ROAD TO HANA


Bunu nasıl atlarım! Yağmur ormanları ve doğa ile iç içe olmak isterseniz, size Road to Hana'dan söz etmeliyim. Öncelikle şunu belirteyim, Maui'de kaldığınız yer her neresi olursa olsun, Road to Hana için tam bir gününüzü hatta belki daha fazlasını ayırmanız gerekebilir. Kaç kez durup manzaraya baktığınıza, kaç şelalede yüzmek istediğinze, nerede durup piknik yaptığınıza göre değişiyor gezinin süresi.



Çoğu seyahat kitabı, bu yolculuk için bir CD almanızı öneriyor. Biz almadık, onun yerine önceden araştırıp nerelerde duraklamak istediğimize karar verdik ve işaretledik haritamızda. Hiçbir zorluk da çekmedik. Zaten bir çok arabanın gözde duraklama noktalarında durduğunu görüyorsunuz, bazılarını da kendiniz keşfediyorsunuz. O yüzden hiç paniğe gerek yok, bir sürü para verip tonlarca harita, kitap ve CD almaya hiç gerek yok. Tadını çıkarın.

Özellikle duraklamanızı önderdiğim yerler şöyle (mm - mile marker olmak üzere): Twin Falls (MM 2), Honomanu Bay (MM 14), Upper Wailani (MM 19), Waianpapanapa (MM 32), Ohe`o Gulch (MM 42), Wailua Falls (MM 45).

Ayrıca bu yol üzerindeyken durup şeker kamışı, ananas, hindistan cevizi, meyve suyu, ev yapımı dondurma ve çeşitli taze tropikal meyveler satan lokallere uğramayı unutmayın. Nakit şart - yanınızda para bulundurun! Yanınızda bir kaç sandviç türü bir şey götürmek isteyebilirsiniz zira yiyecek satan hiçbir yer yok. Bir de, elbette, yola çıkarken içinize mayonuzu giymeyi unutmayın!




HALEAKANA'DA GÜN DOĞUŞU


Bu, doğa anaya bir kez daha hayran kalacağınız anlardan biri olacak. Gece 3'te kalkmak ve bir saat yol tepmek biraz can sıkıcı ama kesinlikle değer. Aklınızda olsun, o saatte hava çok soğuk oluyor, ayrıca yerden 10000 ft yüksekte olduğunuz için de oldukça rüzgarlı. Kalın giyinin ve spor ayakkabı giymeyi unutmayın. Güneş doğmaya başladığında her saniyesini görüntülemek isteyeceğiniz bir sahne göreceksiniz.

PLAJLAR


Kaanapali benim gözde plajımdı. Çok kalabalık omayan upuzun bir kumsal.. Park etmek ve giriş ücretsiz. Zaten Maui'de tüm plajlar ücretsiz. Bazılarında otopark paralı olabiliyor. Yanınızda plaj şemsiyesi, sandalye, şezlong ve yiyecek getirmeniz gerekecek zira bunların hiçbiri plajda yok. Buranın en güzel yanı, mercan kayaları olmadığı için suya girerken ayakkabı giymeye gerek duymamanız. Pek çok deniz canlısı ile yüzmek mümkün.

Kaanapali dışında, Kapaula Bay'i de öneririm. Bu güzel plajda yine şnorkel ile yüzebilir ve kaplumbağaları gözleyebilirsiniz. Paia Plajı ise yukarıda saydıklarıma göre daha sessiz sakin bir yer. Büyük dalgalar sörfçüleri buraya çekiyor. Bir de, pek çok insanın evlenmek için tercih ettiği Makena Cove / Paako Plajı var. Bu küçücük plaj da kesinlikle görülmeye değer.

MARKET - ALIŞVERİŞ

Eğer condo'da kalıyorsanız, Safeway isimli marketten faydalanabilirsiniz. Tüm ihtiyaçlarınızı uygun fiyata karşılayabileceğiniz bu marketi biz çok sevdik. Kaldığınız süre boyunca kullanmanız için bir Safeway kart almanızı öneririm, bu sayede pek çok indirimden yararlanabilirsiniz. 

Havaalanı çıkışında karşınızda göreceğiniz Costco mağazası da bir seçenek. Eğer kalabalık bir grupsanız, yiyecek içecek alışverişinizi buradan yapmanız oldukça ekonomik olacaktır.

Okuduğunuz için mahalo (teşekkürler) ve aloha (hoşçakalın)!

Nazlı Melda Erdoğuş,
Aralık 2014

Yorumlar

  1. Teşekkürler. .
    Biz de ailece sömestr de gitmeyi düşünüyoruz..İsmail Uyguner

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hey Gidi Ece Temelkuran!

“İçinde deniz olmayan bir şehirde yaşayamam. Çünkü yüzümü denize döndüğüm zaman herkesi arkamda bırakmış olurum ve işte bu sayede, gerçek anlamda kendimle baş başa kalabilirim.” Bir belgesel için İstanbul Boğazı'ndaki bir çay bahçesinde söyleşirken böyle demişti bana Ece Temelkuran. İngiliz Körfezi, Vancouver, 2022 Bu şehirde deniz yok ama büyüleyici Ottawa Nehri, ya da Algonquin dilindeki ismiyle, Kitchissippi var. Bu akşam ben yüzümü işte o nehre dönüp herkesi ve her şeyi unutacak, kendi ellerimden tutacaktım. Güneş Kitchissippi üzerinde alçalmıştı ve Temelkuran’ın sözleri hafızamda yankılanıyordu. Birden, en beklenmedik anda, sarhoş edici güzellikte bir müzik başladı. Notalar gelip dört yanımı sarıverdiler. Havada, suyun üzerinde, ağaçların dallarından sarkar biçimde ve de yüzmekte olan kazların gözlerindeydiler. Şurası açıktı ki, arkamda bırakmaya niyetlendiğim insanlar bir araya gelmiş ve beni kararımdan caydırmak için el birliği yapmışlardı. “Acilen bir şeyler düşünmeliyiz”, ...

Uyanışım Beyaz Algonquin Toprağında

Size diyorum ki sevgili kutup kurtlarım / Kitcisìpi’yi ışıtan aykırı balıklarım / Uzak yok beyazınız varsa / Ve sözler ağzımızda çekinen / Uykulardan, böyle, sabahlara akınca

Eşzamanlılığın Göreliliği

Pencereden güneşli kış gününü izliyor ve tam şu anda dünyanın uzak bir köşesinde ne yapıyor olabileceğini düşünüyorum. Her ne kadar henüz gençken bu dünyadaki tüm zamanımızı birbirimizden ayrı geçirmeye karar vermiş olsak da, paylaştığımız bir şeyin hep var olduğunu ve onun yıllar boyunca hiç durmadan bizi birbirimize bağlamayı sürdürdüğünü düşünüp avunuyorum.

Sıkıcı Bir İş

Bileklerini kumanda koluna dayamış, “Çok sıkıcı bir iş bu”, diye söyleniyor. “Her gün bir oraya bir oraya uç dur. Kulaklığımı takıp müzik dinliyorum vakit geçirmek için, yoksa zor.” Dışarı bakıyorum. Altımızda Pasifik Okyanusu masmavi uzanıyor. Karşıda, ufuk çizgisinin hemen altında, eski sahipleri tarafından hiç teslim edilmediği halde el değiştirmiş topraklar üzerinde Vancouver ışıldıyor. İnce uzun binalarıyla sanki orman kıyısındaki bir plajda eğlenen bir grup insan gibi görünüyor uzaktan. Pilotun sıkıcı bir iş dediği, bu deniz uçağını uçurmak. Şaka mı yapıyor, diye dönüp yüzüne bakıyorum. Varsa yoksa 30 yaşında genç bir adam. “Çalışırken ben de sıkılıyorum, ama benim böyle bir manzaram yok”, diyorum. “Sen de kendince haklısın”, dercesine bir kuş gibi sağa sola sallıyor başını. Benim büyüdüğüm yerlerde böyle deniz uçakları yoktu. Eğer hayatta böyle bir seçeneğim de olduğunu bilseydim, ne yapar eder kendime bu kariyeri seçerdim, diye düşünüyorum. ...