Ana içeriğe atla

Bob Marley'in Torunundan Mesaj Var


Dünyaca ünlü Jamaikalı müzisyen Bob Marley'in torunu Donisha Prendergast ile yolumuz Ottawa Üniversitesi'ndeki bir etkinlikte kesişti. 2013 yılının soğuk bir Şubat günüydü. 

Bizim gibi dünyanın dört bir köşesini kendine ev bellemiş Prendergast ile bir araya gelip de gördüğümüz, görmediğimiz tüm sokaklardan; o sokaklara sıkışıp kalmış hayatlardan, Türkiye'den, Japonya'dan, Jamaika'dan, şiirden ve Nazım Hikmet'ten konuşmamak olmazdı. Olmadı da.

Donisha ile yaptığımız çok özel bir video röportajı çok yakında sitemizde yayımlayacağız. Ama önce Donisha'nın Dünyanın Bütün Sokakları okurlarına gönderdiği bir mesaja yer vermek istedik: "Farklı diller konuşuyor olsak da, aslında aynı türküleri söylüyoruz".

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Barbados Sokakları

Aslında bu tatil 2012'nin Aralık ayının ilk haftasında gerçekleşti. Fakülteden yakın arkadaşımın Barbados'ta düğünününe davetliydik. Bu davet, Karayip Denizi'nde arkadaşlarla beraber keyif yapmak, Ottawa'nın buz tutmuş yollarından, kasvetli havasından bir haftalığına uzaklaşıp, ruhumuzu dinlendirmek ve uzak ufuklara açılmak için mükemmel bir fırsattı. ( Ottawa 'da kalsaydık, henüz snowboard/ski sezonu da açılmamış olacağından, sönük bir hafta olacaktı) Görmediğimiz yerlere karşı her zaman büyük bir tutkumuz var. Aslına bakarsan sen gelmeden Dünya turunu da aradan çıkartmay ı  planlıyoruz. Aziz Augustine'in dediği gibi " Bu dünya bir kitap ve gezmedikçe sadece tek bir sayfayı okuduğunla kalırsın ". Gibbs Beach - S.Gun 2012

Svalbard: Kuzey Kutbu'na Beş Kala

Kuzey ne demek? En fazla ne kadar kuzeye gidebilir insan? Peki en fazla ne kadar kuzeyde sürekli yaşayabilir? Peki ne sebeple? Dünyanın en kuzeyinde, üzerinde insan yerleşimi olan son ada Svalbard. 2500 insan ve 3500 kutup ayısı tarafından paylaşılan, ıssızlığın somut-coğrafi karşılığı. Zannımca dünyanın en güzel ülkesi olan Norveç'e ait. Ama öyle bir duruşu var ki hiç bir aidiyeti üzerinde taşımıyor. Belki biraz kutup ayılarına ve foklara meyilli. Ama asla insana değil.

Dispanserin Bahçesinden Işıltılı Caddelere

Lise çağımdaydım. Evim Balıkesir’deydi. Ailem, arkadaşlarım, tüm yaşantım orada, o küçük ve sevimli şehrin içindeydi. Sevimli olmasına sevimliydi ama, tüm diğer taşra kentleri gibi Balıkesir de insana dört duvar arasında kalmış hissi veren, sınırlı, kapalı bir yerdi. Sanki hayatın bir fragmanını yaşıyorduk orada, gerçeği kentin duvarlarının ötesinde; İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’deydi. Gürül gürül akıyordu da hayat, biz orada öylece duruyor gibiydik, sanki. Her ayın başında, Şan Sineması’nın hemen karşısındaki gazete bayisine büyük bir heyecan içinde koşmamız bu yüzdendi. Tüm dünya, geçmişin ve geleceğin toplamı hatta, sanki yoğunlaşıp tek bir kara deliğe çökmüş ve o da koca evrende gelip bu büfenin önündeki “Yaysat” sepetine düşmüştü. Sinema, Atlas ve Gezi dergilerinin yeni sayıları gelmişse onları hemen raftan kapar, eğip bükmeden, üzerlerindeki naylona dahi zarar vermeden çantalarımıza atar ve evlerimizin, Underground Cafe’nin, yahut bahçesinde saatlerce oturduğumuz hüküm...

Foça'da Bıraktım Ruhumu

Onlar kentlerini,  bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü  ve en güzel iklimde kurdular. Heredot Foça için söylenmiş bu sözler. Truva Savaşını yazmak için Anadolu’ya geldiğinde Foça'ya hayran kalan Heredot'un anlattıklarindan çok daha fazlasıdır Foça. Kalbinizin ve ruhunuzun Ege'de kalmasının yegane sebebi oluveriyor bu şirin kasaba.   Benim için ise; İzmir'e olan aşkımın başlangıç noktası, çocukluğumun oyun bahçesi, bugünümün mutluluk diyarı. Micro Talasa - S.Gun 2014