Ana içeriğe atla

Güneş, Okyanus, Rom ve Esmer Tenli Küba Notlarım

Küba gezisi sırasında bir kenara not aldığım tüm bilgileri, iş, gezi ve aşk üçgeni içinde zaman bunalımından dolaylı bir yazıya dönüştüremedim. Bu bilgilerin saf halini birilerine faydası dokunur düşüncesi ile ancak gezi notları şeklinde paylaşabiliyorum. Beş yıl ara ile iki kere Küba görmüş birinden çıkan bu notlar umarım Küba tatili yapacaklara yardımcı olur.

Güneşi tenimi yakar,  kumsalı ruhumu: Havana notları



♪ Havana’nın Puerto Caddesinde Atatürk’ün, ve Boyeros beldesinde ise Nazım Hikmet`in dikili büstleri bulunuyor.

♪ Che, Temmuz 1956`da, eşi Hilda Gadea`ya yazdığı bir mektupta "Bundan böyle, tıpkı Hikmet'in yaptığı gibi, kendi ölümümü rahatsız edici bir olgudan daha fazlası olarak görmeyeceğim: 'Ve yalnız / yarım kalmış bir şarkının acısını toprağa götüreceğim'" diye yazmıştı. >>link


♪ Nazım Hikmet'in aynı mısraları Enesto Che Guevera'nın Havana Körfezi'ne tam karşıdan bakan Casablanca bölgesindeki evinin girişinde, bir tabelada yazılı bulunuyor. 

♪ Küba Karayiplerin en büyük adası ve nüfusu 11.7 milyon. Başkent Havana`nın nüfusu ise 3 milyon ve Latin Amerika ülkeleri arasında en yüksek okur-yazarlık seviyesine sahip.


♪  İki tür para biri mi bulunuyor, CUC: turistler için geçerli olan para birimi (Tourist Peso) ve yerel halkın kullandığı Peso,  1 CUC = 1 Amerikan dolarına denk gelirken aynı zamanda 24 Küba Pesosuna eşit.


 Hemingway`in Finca Viğia, "seyir evi" anlamına gelen  evi orta sınıfın ağırlıklı yaşadığı San Francisco de Paula kasabasında bulunuyor. 1886 ylında İspanyol mimar Architect Miguel Pascual y Baguer tarafından inşaa edilen evi Hemingway 1940 yılında 12,500 dolar vererek satın almıştı. 21 sene bu evde yaşayan Hemingway`in vefatından sonra 1961 de Küba devleti evin sahipliğini üstlenip bir müze haline getirdi.

 Hemingway ev/müzesi Pazartesi - Cumartesi arası 10:00 - 16:00 arası ve pazr günleri 9:00 - 13:00 arası  ziyaretçilere 3 CUC karşılığında ziyarete açık.


♪ Hemingway “The Old Man and the Sea” ve “For whom the Bell Tolls” kitaplarını Küba`da ki evinde yazdı. 



♪ İşçi günü Küba'da resmi tatildir ve Havana'nın Jose Marti meydanında her yıl 1 Mayıs günü sabahın erken saatlerinde başlamak sureti ile kutlanır.

♪ Kübadan çıkmak çok zor olduğu için halkın merak ettiği hislerden biri: kar ve kardan adam yapmak. 

♪ Adanın ilk sakinleri "Ciboney" ve "Guanahatabey" yerlileri. Sonrasında Venezuella`nın "Taino" kabilesi adayı alıyor fakat 1511 İspanyollar ele geçirerek Tainoları köle olarka kullandılar. Tainolar hastalıkltan ölünce İspanyollar Africa dan şeker kamışı tarlalarında çalıştırmak için binlerce köle getirdiler.

♪ 1898`de İspanyollar ülkeden A.B.D yardımı ile atıldı fakat bu sefer de Amerika`nın kumar, sex, uyuştucu için arka bahçesi haline geldi, 1959`da Fidel önderliğidine Komünist Devrimciler 1959’da  Fulgencio Batistayı alaşağı ederek kontrolü geri aldılar.

♪ Diğer Latin ülkelerinden farklı olarak Kubanın gözde sporu futbol değil baseballdur. 1860 larda A.B.D nin ülkeye getirdiği bu sporda Küba milli takımı Dünyanın en iyi takımlarından biridir.

♪ Küba Komünist Partisi tek yasal partidir. Kübalılar partinin başkanını seçme hakkına sahipler, Fidel Catro 1959-2008 arası ülkenin cumhurbaşkanı, başbakanı, ordunun baş komutanı ünvanlarına sahipti. 



♪  Kesinlikle gidilip görülmesi gereken, bahçesinde oturup yeme-içme keyfi yaparken dinlenebileceğiniz Hotel National` tarih boyunca  Marlon Brando, Frank Sinatra, Nat King Cole, Ava Gardner gibi ünlüleri ağırlamış.

♪  God Father 2 filminde, Al Pacino'nun Küba'ya gezisi sırasındaki toplantı sahnesi Hotel National'de çekilmiştir.


♪ Yüzölçümü kaba olarak 1200km x 100km olan ada için halkın kullandığı bir de takma ad var, kuş bakışı bakıldığında bir timsahı andırdığı için ‘El Cocodrilo’ ya da  "El Caimán".

♪ Küba Bacardi Rom`un ilk doğduğu ülkedir, Castro`nun kontrolü ele almasından sonra fabrikaları Puerto Rico ya taşındı.

♪ Dünyanın en küçük sinekkuşu "Bee Hummingbird" ve en küçük kurbağası Küba da bulunuyor


♪ Tarih öncesi çağlardan kalma bir balık olan Manjuarí artık sadece Küba  sularında bulunuyor.


♪  Sierra Maestra dağlık alanında bulunan "Pico Real del Turquino", dağı ülkenin en yüksek noktası, turquoise tonlu bir manzara sergilediğinden bu ismi almış.



♪  Havana`da da bir Çin Mahalesi "ChineTown" bulunuyor.

♪  Küban Pesosunu vapur, otobüs, tren gibi halk taşıtlarında kullanabilirsiniz. Bu halk taşıtlarında 1 Peso yerine 1 CUC vermeyi denediğinizde 1 Pesonun biletçinin cebine gittigini, yerine ise 1 Küba Pesosu konulduğunu görürsünüz!


♪  En yeni american arabası 1959 model, ve arabası olan herkes kendisi aracını tamir edebilecek kadar iyi bir tamirci.

♪  İnsanı Gelişme Göstergesi (HDR) verilerine göre okur yazarlık oranı %99.8 


♪  Yine insanı Gelişme Göstergesi (HDR) verilerine göre ortalama insan ömrü 79.26 yıl ve 5 yaş altı çocuk ölümleri dünyanın en düşüğü olarak %0.4 oranında.


♪  Küba tıp ve sağlık sistemi konusunda dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri, öyle ki her 170 yurttaşa bir doktor düşüyor.


♪ Çernobil faciası zamanında nükleer patlamadan etkilenen çocuklar ve ailelerini Küba'ya davet edilerek sağlık yardımı yapılması sağalandı. O günden bu güne Havana'da yaşayan bir çok Rus kökenli yurttaş bulunuyor.


S.Gun

Şubat 2015

Yorumlar

  1. 1-2 notum var yaziya iliskin nacizane. 1 cuc 1 dolar, yani dolarin ikamesi olarak yaratilmis tam anlamiyla. Hemingway 7 yil Havana'da Obispo caddesindeki Ambos Mundos otelinde kaliyor, o mojito hikayeleri o donemden. Canlar Kimin Icin Caliyor'u bu otelde yaziyor..

    YanıtlaSil
  2. RisingSun eklediğin bilgi için çok teşekkürler, 1CUC = 1 USD olarak değistirdim lakin Hemingway, Çanlar Kimin için Çalıyor, "For Whom the Bell Tolls" kitabının sadece birinci bölümünü (1932-39 arası) bahsettiğin "Ambos Mundos" otelinde ikamet ederken, geri kalanın tümünü ise Finca Viğía bölgesinde bulunan evinde yazmıştı

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hayat Ne Tuhaf, Uzaklar Falan

“Çok bilen çok yalınır” / Sevan Nişanyan Ama   ne kıştı! Rüzgar etkisiyle hissedilen sıcaklık -40 santigrat dereceye kadar düştü. Yıllardır dünyanın bu yöresini ev bellemiş pek çokları dahi şaştı bu duruma. Bu şehrin Güney Kutbu'ndan ve hatta Mars yüzeyinden daha soğuk olduğu esprileri yapıldı, gazetelere manşet oldu. Hoş, dostlar arasında geçirilen en soğuk günler bile, bir zaman sonra geriye dönüp bakıldığında sıcacık anılar olarak belirebiliyor insan belleğinde.  - Her yıl, yaz gelince böyle cıvıl cıvıl oluyor dört bir taraf. Sonra koca yazı devirince, yeniden kışa girerken derin bir umutsuzluk kaplamıyor mu insanın içini? Hani, sanki Turgut Uyar Ottawa kışını düşünerek yazmış dizelerini: “Eylül toparlandı gitti işte / Ekim falan da gider bu gidişle”.  - Öyle olmuyor. Kış biter bitmez siliyoruz hafızalarımızdan her şeyi. Sanki ağaçlar hep yeşilmiş, şu dereler hiç donmazmış, hep böyle usul usul akarmış sular gibi geliyor insana. Unutuyoruz soğuğu, fır

İstikamet Brezilya

Sevgilim N. ile tanıştığımız ilk aylarda; saatlerce hiç sıkılmadan 'National Geographic' belgeselleri izleyip, Amazon yağmur ormanlarında kamp yapmanın, yüzlerce vahşi hayvanla iç içe kalmanın hayalini kurardık... Yıllar yılları kovaladı, biz belgeselleri izlemeye devam ettik; Amazonlar da art ık  bizim gibi doğa kanunlarına inanan bir çift için  kutsal bir mabet halini aldı. Üniversite eğitimleri bitti, yeteri kadar çalıştık, ailelerimizin de desteğiyle, küçük çaplı bir Brezilya çıkartmasına vakit ve nakit ayırabilecek duruma anca gelebildik. Öyleyse, ver elini Brezilya... Santa Terasa`dan manzara, Rio - S.Gun 2014

Aç Kapıyı Melek, Ben Geldim

Mart ayında bir gün, bir Cuma günü. Saat öğleden sonra 4:30. Sabah hava sıcaklığı eksi otuz santigrat derece idi, şimdi ısındı biraz, yalnızca eksi on. Ah Ottawa, söyle yetmedi mi artık bu kış? İşten koşar adım çıkıyorum. Melek otoparkta beni bekliyor. Önce camları kaplamış olan buzu elimdeki uzun saplı plastik spatula ile bir güzel kazıyorum. Eğer dünyanın bu köşesinde yaşamayı hayal ediyorsa oralarda birileri, işte bu gerçeği de hayallerinin bir köşesine dahil etmeli. Zira spatulayla buz kazımak yemek yemek, su içmek gibi hayatın doğal bir parçası buralarda. Araçların camlarına yapışan kar taneleri buzlaşıyor, kaskatı kesiliyor. İşin yoksa her allahın günü kazı babam kazı.

İstanbullu Bir Turistin Gözünden Ottawa - 2

17 Haziran Cuma: Chateau Laurier diye oldukça büyük bir otelin arkasında bulunan Majors Hill park mükemmel bir yer, öğlen yemeğini yine Bottega'dan alıp bu parka yürüdük.  Çimenlerin üzerinde bir ağaç gölgesine oturduk. Parkta hula hup çevirenler, frizbee oynayanlar çocuklarını çimenlere salıp onlarla beraber yuvarlananlar, kitap okuyanlar, yanlarında getirdikleri darbuka benzeri (djembe) enstrümanları çalanlar hepsi burada. Mutluluk tepesi olmuş burası.  Karşımızda Parlamento binasının arka cephesi görünüyor ve biraz aşağı doğru bakarsak Ottawa Nehri ve karşı kıyı Quebec eyaletinin Gatineau şehri.