Ana içeriğe atla

O İşler Öyle Olmuyor İşte

“İçinde deniz olmayan bir şehirde yaşayamam. Çünkü yüzümü denize döndüğüm zaman herkesi arkamda bırakmış olurum ve işte bu sayede, gerçek anlamda kendimle baş başa kalabilirim.” Bir belgesel için İstanbul Boğazı'ndaki bir çay bahçesinde söyleşirken böyle demişti bana Ece Temelkuran.

İngiliz Körfezi, Vancouver, 2022

Bu şehirde deniz yok ama büyüleyici Ottawa Nehri, ya da Algonquin dilindeki ismiyle, Kitchissippi var. Bu akşam ben yüzümü işte o nehre dönüp herkesi ve her şeyi unutacak, kendi ellerimden tutacaktım. Güneş Kitchissippi üzerinde alçalmıştı ve Temelkuran’ın sözleri hafızamda yankılanıyordu.

Birden, en beklenmedik anda, sarhoş edici güzellikte bir müzik başladı. Notalar gelip dört yanımı sarıverdiler. Havada, suyun üzerinde, ağaçların dallarından sarkar biçimde ve de yüzmekte olan kazların gözlerindeydiler. Şurası açıktı ki, arkamda bırakmaya niyetlendiğim insanlar bir araya gelmiş ve beni kararımdan caydırmak için el birliği yapmışlardı. “Acilen bir şeyler düşünmeliyiz”, demişlerdi, “baksanıza yüzünü nehre döndü dönecek”.

Müziğin nereden geldiğini anlamak için çevreye bakındım. Gittikçe artan bir merakla yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm. Ve, oradalardı işte, gördüm. Marinadan birkaç yüz metre uzaktaki küçük bir parkın içinde ağaçların ardına saklanmış, planlarını uygulamaya geçirmekteydiler.

Denedim yani. Denedim. Bu akşam, yıllardır aklımı çelen o öneriyi hayata geçirmeyi denedim. Ama bırakmadılar ki. Ani çağrıları öyle davetkar ve ikna ediciydi ki, direnmek mümkün değildi. Nehre bakarak içimde bulmayı planladığım şeyi, o kalabalık parkta, o insanların arasında buldum.

Konser bitince yanımdaki kadına dönüp şöyle dedim: “Nehre iyi bakın, onu yalnız bırakmayın olur mu?”

Bana baktı, “Je ne comprends pas ce que vous dites, monsieur”, dedi. Kırmızı elbisesiyle havada asılı duran yaz esintisi kadar güzeldi.

Dilini bilmiyorum ama bu söylediğinin “Ah, elbette, siz hiç endişe etmeyin olur mu mösyöcüğüm” anlamına geldiğinden emin, gülümsedim, teşekkür ettim.

Arabama yürürken aklımdan şu cümle geçiyordu:

“Eyy Ece Temelkuran, o işler öyle olmuyor işte.”

Özgün Ulusoy
Aylmer, 30 Temmuz 2016

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Eşzamanlılığın Göreliliği

Pencereden güneşli kış gününü izliyor ve tam şu anda dünyanın uzak bir köşesinde ne yapıyor olabileceğini düşünüyorum. Her ne kadar henüz gençken bu dünyadaki tüm zamanımızı birbirimizden ayrı geçirmeye karar vermiş olsak da, paylaştığımız bir şeyin hep var olduğunu ve onun yıllar boyunca hiç durmadan bizi birbirimize bağlamayı sürdürdüğünü düşünüp avunuyorum.

Uyanışım Beyaz Algonquin Toprağında

Size diyorum ki sevgili kutup kurtlarım / Kitcisìpi’yi ışıtan aykırı balıklarım / Uzak yok beyazınız varsa / Ve sözler ağzımızda çekinen / Uykulardan, böyle, sabahlara akınca

TROMSØ: Kutup İkliminde Üç Gün

2010 yılının K asım ayı. Saat üç, öğleden sonra. Hava karanlık. Tüm sokak lambaları yanıyor. Kuzey kutup dairesinin yaklaşık 350 km kuzeyinde, kutup noktasının ise 2000 km güneyinde, Norve ç'in Tromsø kentindeyim.  Yerler buzla kaplı olsa da, kentte bulunduğum 3 gün süresince hava sıcaklığı -5 derecenin altına inmiyor. Dünya coğrafyasının bu kadar kuzeyinde böylesine "ılıman" bir havayla karşılaşmak şaşırtıyor beni. Bu hep böyle midir, yoksa Tromsø Türkiye'den gelen garip yolcusuna "Hoş geldin" mi demektedir, bilemiyorum. Uzaktan gelen yolcusunu karşılamaya hazır, boş bir sokak