StatCounter

AÇ KAPIYI MELEK, BEN GELDİM

Mart ayında bir gün, bir Cuma günü. Saat öğleden sonra 4:30. Sabah hava sıcaklığı eksi otuz santigrat derece idi, şimdi ısındı biraz, yalnızca eksi on. Ah Ottawa, söyle yetmedi mi artık bu kış?

ŞOK TEDAVİSİ OLARAK SEYAHAT

İşte hayat. İnsan hayatı tıpkı tarlada açan bir çiçeğe benzer. Bir katır gelip yiyiverir onu, çiçek sizlere ömür!

YAKAMOZU YAKALAMAK

Bodrum’un sabah kokusu doluyordu odama, sonra, Ege’nin yumuşacık rengi, dokunuşu. “Ne yaptın sen?” diye sayıkladım oturduğum yerde, “Ne yaptın sen Ege?”

GÖRKEMLİ BUZ YOLU GEZİSİ

Zamanda yolculuk yapabileceğiniz en keyifli rotalardan biri Kanada Rocky Dağları'na giden yol üzerinde, Jasper ve Banff ulusal parklarını birbirine bağlayan "The Icefields Parkway" güzergahı.

AMAZON'DA BİR HAFTA

Yıllardır hayalini kurduğumuz 'Amazon Ormanları'nda bir serüven yaşayabilmek için sonunda yağmur ormanlarının yarısından fazlasına ev sahipliği yapan Brezilya'ya gidebildik.

AŞK OLSUN SUSAN HANIM!

İşte kapı, işte gişe, işte üyelik kartım, işte sekiz dolarım. İşte ben. Hepimiz buradayız. Hannah? Burada. Kardeşleri? Buradalar. Woody? İçerde. Eh. Hadi madem.

İSTİKAMET BREZİLYA!

Birazdan paylaşacağım önlemler size paranoya gibi gelebilir, fakat yolculuk öncesi bize tembih edilenleri aşağıda okuyunca pek de haksız olmadığımızı göreceksiniz..

GÜNEŞ, OKYANUS, ROM VE ESMER TENLİ KÜBA NOTLARIM

Küba Karayiplerin en büyük adası ve nüfusu 11.7 milyon. Başkent Havana`nın nüfusu ise 3 milyon ve Latin Amerika ülkeleri arasında en yüksek okur-yazarlık seviyesine sahip.

BEN GELDİĞİM ZAMAN

Şu anda gerçekten de İstanbul’da sevimsiz bir havaalanı koltuğunda oturuyor, ihtimal yan koltukta kitabını okuyan kadını seyredip gelecek üzerine bir şeyler düşünüyorsun.

BİR DOĞA HARİKASI: MAUI

Eğer Hawaii'ye gitmeyi planlıyorsanız, bunu bir kaç günlük bir California gezisi ile birleştirebilirsiniz. Böylece hem yolculuğunuz daha az yorucu olur, hem de tek seferde iki geziyi birlikte aradan çıkarabilirsiniz.

KATPATUKA, KAPADOKYA, KHEPAT-UKH

Üç şeritli Kayseri-Avanos otobanının kırsal manzarası eşliğinde 90 dakikalık dinlendirici rotayı takip edip nihayetinde Kızılırmak Nehri'nin iki kıyısına kurulmuş tarihi kent Avanos`a vardık.

NARA'NIN GEYİKLERİ VE OTURAN BUDA

Japonya Nara'da tıpkı bir şarap tadım turu yapar gibi sake tadım turu yapabilirsiniz. Sake Nara'nın başkent olduğu süreçte ortaya çıkmış pirinç, su ve koji adı verilen bir tür mantardan yapılan alkollü bir içecek.

HAYAT NE TUHAF, UZAKLAR FİLAN

Olmadık bir yerde, olmadık bir anda karşıma çıkan bir paragrafın cazibesine kapılınca Nişanyan'la tanışıverdim bu yaz. Sıcak Bodrum günlerinin bir kısmında arkadaşlık ediyor bana şu an hapiste olan bu bilge adam.

FOÇA'DA BIRAKTIM RUHUMU

Onlar kentlerini, bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü ve en güzel iklimde kurdular - Heredot. Foça için söylenmiş bu sözler. Benimse çocukluğumun oyun bahçesi, bugünümün mutluluk diyarı.

SVALBARD: KUZEY KUTBU'NA BEŞ KALA

Kuzey ne demek? En fazla ne kadar kuzeye gidebilir insan? Peki en fazla ne kadar kuzeyde sürekli yaşayabilir? Peki ne sebeple?

BULALIM O TRENİ, THEO !

Önümde kıpırtısız yatan su aralanıyor. Angelopoulos üzerindeki damlaları elleriyle silkeleyerek ve hafif yalpalayarak denizden çıkıyor. Yanıma geliyor, “Bonjour Özgün!” diyor

KUZEY PASİFİK'İN ASYALI KENTİ: VANCOUVER - 1

Dünyanın en yaşanılası şehirleri listesinde her yıl ilk beşte, Viyana, Zürih ve Melbourne ile yer alan Vancouver, aynı gün içinde kayak, snowboard ve sörf yapabileceğiniz bir şehir.

ÖNEMSİZ BİR BEYOĞLU HİKAYESİ

Bugün yüz yıllık bekleyişin ardından yeniden seni görecektim. Sarı minibüslerin dizildiği sokağı hızlıca geçip Fransız Konsolosluğu’nun karanlık duvarı boyunca yürüdüm. Saate baktım, daha zamanım vardı.

PRAG - HAVANA: CHE GUEVARA'NIN GÜNLÜĞÜ

Mösyö D. ile iki ay öncesinden hayal ettiğimiz gibi sözümüze sadık kalıp 1 Mayıs coşkusunu yerinde yaşamak için kolları sıvadık. Montreal`de Nisan sonunda hava 11 santigrat dereceydi.

DÜŞLERİMDEKİ KAFEYİ NEREDE BULDUM?

Yürürken karşınızda, tam denizin kıyısında kırmızı ahşap bir kulübe beliriyor. Şeker gibi, pasta gibi bir kulübe bu. Sanki elinize alıp ısırsanız böyle bir tat alacaksınız.

UZUN ÖMÜRLÜ İNSANLARIN ADASI

Bozcaada, kendine özgü mimarisi ve doğasıyla çok renkli bir yaşam alanı. Kışın çok sakin, sadece yazın hareketli ve bereketli…

PUSLU KULELER KENTİ

Prag'a yolum tekrar düşer mi bilmem. Düşerse mutlu olurum ama. Hele de duvardaki tablodan fırlamış gibi duran soğuk, karlı ve puslu bir kış günü düşerse... Ne güzel olur!

BARBADOS SOKAKLARI

Hemen plaja indik, bu manzara insanı deli eder. Ağacın gölgesine uzandık ve sanki mavinin tüm tonları denizden göğe kadar karşımızda. Kum yumuşak, deniz ılık, dalgalar narince sallıyor bizi.

KAR ÜLKESİNİN BAŞKENTİ: OTTAWA

Ottawa'nın en sevdiğimiz özelliklerinden biri ise doğa ile iç içe olması. Şehir merkezinde bir sürü park yer alıyor. Oldukça sulak; içinden nehirler, kanallar geçiyor ve bir çok göl ve gölete sahip.

NAZIM, PRAG, HAVANA

Prag, her daim sokaklarında kaybolunası şehir. Diğer adları ile "Masal Şehri", "Avrupa'nın Kalbi", "Altın Şehir", "Şehirlerin Anası".

GEÇMİŞE YOLCULUK: ZEYTİN KOKULU KAZ DAĞLARI

Bir Richard Bach kitabındayım sanki. Pervanesi her an duracakmış gibi homurdanarak çalışan biplanımla California çayırlarının üzerinden uçacağım.

SENİ SEVİYORUM SARAYBOSNA

Ömrümce tanımadığım üvey kardeşimin şehrinde gibiyim Saraybosna’da. O kadar yakın, o kadar farklı… Nehir kıyısındaki kafelerden birinde oturuyorum.

TROMSØ: KUTUP İKLİMİNDE ÜÇ GÜN

Otobüsten dışarı ilk adımımı atıyorum. Yer mi buzlu, yoksa şaraptan başım mı dönüyor? Hayır, düşmüyorum. Gülümsüyor Tromsø. Elini uzatıyor.

1 Ağustos 2016 Pazartesi

AÇ KAPIYI MELEK, BEN GELDİM


Mart ayında bir gün, bir Cuma günü. Saat öğleden sonra 4:30. Sabah hava sıcaklığı eksi otuz santigrat derece idi, şimdi ısındı biraz, yalnızca eksi on. Ah Ottawa, söyle yetmedi mi artık bu kış?

İşten koşar adım çıkıyorum. Melek otoparkta beni bekliyor. Önce camları kaplamış olan buzu elimdeki uzun saplı plastik spatula ile bir güzel kazıyorum. Eğer dünyanın bu köşesinde yaşamayı hayal ediyorsa oralarda birileri, işte bu gerçeği de hayallerinin bir köşesine dahil etmeli. Zira spatulayla buz kazımak yemek yemek, su içmek gibi hayatın doğal bir parçası buralarda. Araçların camlarına yapışan kar taneleri buzlaşıyor, kaskatı kesiliyor. İşin yoksa her allahın günü kazı babam kazı.

27 Haziran 2016 Pazartesi

İSTANBULLU BİR TURİSTİN OTTAWA'DA İKİ HAFTASI - 2

17 Haziran Cuma:

Chateau Laurier diye oldukça büyük bir otelin arkasında bulunan Majors Hill park mükemmel bir yer,  öğlen yemeğini yine Bottega'dan alıp bu parka yürüdük.  Çimenlerin üzerinde bir ağaç gölgesine oturduk. Parkta hula hup çevirenler, frizbee oynayanlar çocuklarını çimenlere salıp onlarla beraber yuvarlananlar, kitap okuyanlar, yanlarında getirdikleri darbuka benzeri (djembe) enstrümanları çalanlar hepsi burada. Mutluluk tepesi olmuş burası. 

Karşımızda Parlamento binasının arka cephesi görünüyor ve biraz aşağı doğru bakarsak Ottawa Nehri ve karşı kıyı Quebec eyaletinin Gatineau şehri.


22 Haziran 2016 Çarşamba

İSTANBULLU BİR TURİSTİN OTTAWA'DA İKİ HAFTASI - 1

Selam, ben Emre, Ottawa'da hızlı geçen birinci haftamın sonunda gözlemlerimi bu yazı ile hızlıca paylaştım, sürç-i lisan ettiysem affola. 

14 Haziran Salı: 


Aktarmalı uzun bir yolculuk sonrası başkent Ottawa'nın (İstanbul Atatürk Havalimanı ile karşılaştırıldığında) küçük uluslararası "Ottawa Macdonald–Cartier" havaalanına indim, dışarı çıkar çıkmaz fırın sıcağı gibi bir hava ile karşılandım. Alandan şehir merkezindeki eve giden yol bol yeşillikli ve sanki tüm şehrin bir bahçıvanı varmış gibi yemyeşil, düzenli ve temiz göründü. Jetlag halinde arkadaşların güneş vuran salonlarında kedi gibi kıvrılıp uyudum ve dinlendim.


15 Haziran Çarşamba: 

Şehir merkezinde kalıyorum. Öncelikle, başkentin göbeğinde bulunan, "Parliament Hill" olarak bilinen tepecik üstünde, Rideau Nehrine nazır gotic mimariye sahip "parlamento" yani meclis binasını gezmek için şehir merkezinden yürüyerek geçtim. Yol boyunca, özellikle Rideau caddesinin bir alt sokağı York sokağında bir çok evsiz ya da paspal diye tabir edebileceğim tipler gördüm. Bazıları bu öğlen vakti sarhoş gibi yürümekte zorlanıyorlardı.


23 Mart 2016 Çarşamba

ŞOK TEDAVİSİ OLARAK SEYAHAT

"İşte hayat. İnsan hayatı tıpkı tarlada açan bir çiçeğe benzer. Bir katır gelip yiyiverir onu, çiçek sizlere ömür! " Anton Çehov

Bazen kahramanı olduğum hikayelerimi ve süperman pelerinimi bir kenara bırakıp hayatın akışı içinde kaçırdıklarımın farkına varıyorum.


Alsancak / Izmir S.Gun 
Tüm kaçırdığım sevinçler ve hüzünler bir olup, sıcak bir balon su gibi yüzüme çarpıp patlıyor, tüm bedenimi sarıp sarmalıyor, sanki zamanı geri almak ister gibi ciğerimi avuçlayıp akrebi geri sararcasına çeviriyor. İşte en acıtan kısmı burası, ciğerimi elinde tutan anılarımın beni cezalandırma seansı.

5 Ekim 2015 Pazartesi

SEN BİZİM KİM OLDUĞUMU BİLİYOR MUSUNUZ ACABA?


Kimse fark etmese de ayakta zor duruyorum. Garajİstanbul'da, sağa sola dağılmış, kalabalık denilemeyecek bir izleyici kitlesinin içinde  tek başımayım. Yıllardan 2013. Yanılmıyorsam Mayıs. Sahnede Hüsnü Arkan var. Salonda "Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan / Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan" gibi bir takım Tarancı dizeleri yankılanıyor. İnsanın içi acımaz mı? Benim biraz acıyor.

Tam o sırada daha fazla zurna olan bir ben daha az zurna olan bir diğer ben'e sokulup şöyle diyor: "Şşt! Bana bak! Bunlar senin insanların. Bu senin yalnızlığın. Bak işte, iyi bak, bu ülkenin içinde hep bunlar var. Bırakıp da nereye gideceksin?"

Hemen sonra bir diğeri lafa karışıyor: "Martaval okuma lan. Sus da şarkıyı dinleyelim"

Sonra bir diğeri... "Hakikaten yahu, hadi, doğru Beşiktaş'a..."

Curcunayı duyan geliyor. Biri "Siktir edin oğlum Beşiktaş'ı, Çapa'ya gidelim" diye akıl veriyor; beriki "Var ya, şu an sarhoşuz, aslında böyle bişey yok" diye isyan ediyor.

Sonra kadehler tokuşuyor.

"Hüsnü Arkan'a!"
"Hüsnü Arkan'a!"
"Hüjjnü.. Erkan'ağ!"

Yanımızdan geçen biri hafifçe omzumuza çarpıyor. Olduğumuz yerde sallanıyoruz. Görmüyor musun lan yanımızdan geçen kişi? Zurnayız biz. Tam hep birlikte yere yapışacakken "Bana tutunuuun!" diyor içimizden biri, ona tutunuyoruz. Düşmüyoruz.

Dışarı çıktığımızda yavaş yavaş ardımızda kalıp soluklaşıyor Hüsnüsel notalar.

"Oğlum, acaba deli miyiz biz?"
"Kaç para var lan cebinde?"
"Dolmuşla mı gidicez?"
"Sekiz kişilik diil miydi onlar?"
"Bojveriiin, ben ayakta giderim"
"Al getiiir, Bejik-taş-taaan"

Hayatımızla ilgili önemli kararlar almanın eşiğindeyiz ve kol kola, kahkahalarla, arada dengemizi kaybedip sonra yeniden bularak Beşiktaş dolmuşuna yürüyor, "Ne güzel şarkı çiziktiriyor lan bu Hüsnü" diye düşünüyoruz.

Belki de yokuz. Hiç bilemem. Ama yahu sanki sekiz, hatta sanki, yüz on sekiz kişiyiz.

Özgün,
Eylül 2015


PAYLAŞIN

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More