Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Güneş, Okyanus, Rom ve Esmer Tenli Küba Notlarım

Küba gezisi sırasında bir kenara not aldığım t üm  bilgileri, iş, gezi ve aşk üçgeni i ç inde zaman bunalımından dolaylı bir yazıya dönüştüremedim. Bu bilgilerin s af halini birilerine faydası dokunur düşüncesi ile ancak gezi notları şeklinde paylaşabiliyorum. Beş yıl ara ile i ki kere Küba görmüş birinden çıkan bu notlar umarım Küba tatili yapacaklara yardımcı olur. Güneşi tenimi yakar,  kumsalı ruhumu: Havana notları

Montreal Festivalleri

Quebec eyaletinin en büyük şehri Montreal'i çekici kılan özelliklerden biri de sakinlerine ve ziyaretçilerine kültür sanat alanında pek çok mekan ve festival sunuyor olması.  Bir çok kaynakta Kanada`nın kültür başkenti olarak anılan Montreal, yaz ve kış aylarında onlarca festivale ev sahipliği yapmakta. 

Bir Doğa Harikası: Maui

Aloha! Bir sahil kasabas ı d ü şünün. Dağlarına çıktığınızda size bin bir renkle bezeli doğası ile kucak açan bir yağmur ormanı, muhteşem gün doğuşlarına şahit olacağınız volkanik bir krater, onlarca çeşit deniz canlısıyla yan yana y üzebilece ğiniz koylar, kilometrelerce uzanan plajlar ve g üçlü bir yaşam enerjisi ile dolu bir şehir düşünün. Maui'ye hoş geldiniz!

Katpatuka, Kapadokya, Khepat-ukh

Yaz tatilimizin iki gününü Kapadokya'ya ayırabildik. Erken saatlerde İstanbul Sabiha Gökçen'den, Avanos`a 65 kilometre uzaklıktaki Kayseri Erkilet Havaalanı'na ucuzundan bir uçakla geçtik. Sabah sabah Kayseri'de ne yesek diye konuşurken, araba kiraladığımız şirket yetkilisinin "Abi, bu sıcakta pastırma, sucuk yerseniz kokarsınız, siz iyisi mi Erciyes`i uzaktan izleyerek Avanos`a geçin" tavsiyesine uyarak yola koyulduk. Erciyes - S.Gun 2014

Nara'nın Geyikleri ve Oturan Buda

Hayatımızın yaklaşık iki yılı iş nedeniyle California'da geçti; işten arta kalan zamanlarda okyanus şeridinin ve sıcak havanın tadına varmaya çalıştık lakin soğuk ve karanlık okyanus suyu, deniz sporları için pek de ideal bir ortam sunmadı. 3-5 milimetre kalınlığındaki "full body - wet suite" giymeden suyun içinde on dakikadan fazla durmak neredeyse imkansız. Bu soğuk suyun bir sörfçü için tek artısı belki de köpek balıklarının ilgisini çekmemesidir. Malibu - California  S.Gun 2010

Hayat Ne Tuhaf, Uzaklar Falan

“Çok bilen çok yalınır” / Sevan Nişanyan Ama   ne kıştı! Rüzgar etkisiyle hissedilen sıcaklık -40 santigrat dereceye kadar düştü. Yıllardır dünyanın bu yöresini ev bellemiş pek çokları dahi şaştı bu duruma. Bu şehrin Güney Kutbu'ndan ve hatta Mars yüzeyinden daha soğuk olduğu esprileri yapıldı, gazetelere manşet oldu. Hoş, dostlar arasında geçirilen en soğuk günler bile, bir zaman sonra geriye dönüp bakıldığında sıcacık anılar olarak belirebiliyor insan belleğinde.  - Her yıl, yaz gelince böyle cıvıl cıvıl oluyor dört bir taraf. Sonra koca yazı devirince, yeniden kışa girerken derin bir umutsuzluk kaplamıyor mu insanın içini? Hani, sanki Turgut Uyar Ottawa kışını düşünerek yazmış dizelerini: “Eylül toparlandı gitti işte / Ekim falan da gider bu gidişle”.  - Öyle olmuyor. Kış biter bitmez siliyoruz hafızalarımızdan her şeyi. Sanki ağaçlar hep yeşilmiş, şu dereler hiç donmazmış, hep böyle usul usul akarmış sular gibi geliyor insana. Unutuyoruz s...

Foça'da Bıraktım Ruhumu

Onlar kentlerini,  bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü  ve en güzel iklimde kurdular. Heredot Foça için söylenmiş bu sözler. Truva Savaşını yazmak için Anadolu’ya geldiğinde Foça'ya hayran kalan Heredot'un anlattıklarindan çok daha fazlasıdır Foça. Kalbinizin ve ruhunuzun Ege'de kalmasının yegane sebebi oluveriyor bu şirin kasaba.   Benim için ise; İzmir'e olan aşkımın başlangıç noktası, çocukluğumun oyun bahçesi, bugünümün mutluluk diyarı. Micro Talasa - S.Gun 2014

Svalbard: Kuzey Kutbu'na Beş Kala

Kuzey ne demek? En fazla ne kadar kuzeye gidebilir insan? Peki en fazla ne kadar kuzeyde sürekli yaşayabilir? Peki ne sebeple? Dünyanın en kuzeyinde, üzerinde insan yerleşimi olan son ada Svalbard. 2500 insan ve 3500 kutup ayısı tarafından paylaşılan, ıssızlığın somut-coğrafi karşılığı. Zannımca dünyanın en güzel ülkesi olan Norveç'e ait. Ama öyle bir duruşu var ki hiç bir aidiyeti üzerinde taşımıyor. Belki biraz kutup ayılarına ve foklara meyilli. Ama asla insana değil.

Kanada Emlak Piyasası Analizi

Kanada`ya ayak basan bir çok insan "ulan şu nehrin yanına bir kulübe yapsam, kışın pencereden kar tanelerini, yazın papatyalarıma konan böcekleri izlesem, kışın geyik çevirsem yazın bahçeme ektiğim patlıcan ve domateslerle yaşayıp gitsem" hayalini şöyle bir aklından geçirir. Sonrasında bu düşünceler "kaça patlar ki bu iş" diye uzar gider. İşte bu yazı yaşamak Kanada`nın neresinde kaça patlar sorusunu istatistiksel olarak ele alıyor.  Ottawa-Perth, Highway 7 üzerinde tarla ve gökkuşağı - S.Gun 2014

Japon Balıkçısı ve Hiroshima'nın 68. Yıldönümü

Japonya gezi yazısın ı  henüz bitirememiş olsam da günün anlam ve önemini anlatan bu yazıyı siteye eklemeye karar verdim. Biz bu ilk Japonya gezimizde Hiroshima ve Nagasaki'yi göremedik, lakin Tokyo, Osaka, Nara, ve Kyoto'da tanışıp görüştüğümüz arakadaşlara Hiroshima'y ı  sorunca gözlerinin dolmasından halen s üregelen  psikolojik etkilerini  net bir şekilde kavradık. Japonya - S.Gun 2009

İzmir'den Geçti Yolum

Unutulmuş yaz günlerinde, üstelik güneş tüm yakıcılığıyla tepemizdeyken gizli saklı buluştuğumuz kafeler hangi sokakta? Dalgalarında kaybolduğumuz, kırmızı rengine çocuk hayallerimizi sürdüğümüz deniz hangisi? Büyük parklarında, rengarenk küçük parklarında seni gördüğüm İzmir karşımdaki şehir mi?

Ottawa'da Devrim Şarkıları

1 Mayıs 2014, Perşembe. Saat akşam 6 suları. Dışarıda hafif hafif çiseleyen yağmura ve beni yatıp uyumaya zorlayan yorgunluğa rağmen çıkıyorum sokağa. Daha erken çıkmalıydım. Geç kalacağım.

Vancouver Git Başımdan Ben Sana Göre Değilim

Vancouver gezisinde kenara not aldığım bilgiler boşa gitsin istemedim ve ham bilgi olarak ekledim. Detayl ı  deneyimlerimizi aktard ı ğı m ı z  Vancouver yazı dizisine ise bu linkten ula şabilirsiniz.  Belki de Vancouver tam size göre bir şehirdir. Vancouver git başımdan ben sana göre değilim.  Ümitsizliğimi olsun anlasana  hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.

Kuzey Pasifik'in Doğa Harikası: Vancouver - 2

Ne yorulduk arkadaş. Dün gece burlesque show dediler, o bar, bu bar dediler, sabahımız şaştı. Halbuki erkenden kalkıp arabayı hazırlayıp Whistler'a yola çıkacaktık. N'oldu ? Tabi ki sabah Whistler yolculu ğ una hazırlanmamız, kiraladığımız minibüse kayak malzemelerini ve 4 kişilik e şyay ı  doldurmamız tahminimizden daha uzun zaman aldı.

Kuzey Pasifik'in Asyalı Kenti: Vancouver - 1

3600 kiometrelik yol boyunca sert kış geçiren dört eyaletin, Ontario, Manitoba, Saskatchewan ve Alberta'nın karla kaplı toprakları üzerinden geçtik; penceremizden bakıp aşağıdaki bembeyaz yerküreyi izledik. British Columbia eyaletinin en işlek ve Kanada`nın en ılıman iklimli şehri Vancouver'a iniyoruz. Kardan eser yok.

Gitmek - Kalmak

Bazen gitmek gerekir. İnsan ancak öyle büyür çünkü. Uzaklarda kendisini, olmak istediği kişiyi ararken yenilenir, değişir. O kişiye ne kadar yaklaştığını, yolun kaçıncı kilometresinde olduğunu, geride kaç viraj, kaç yokuş, kaç trafik polisi bıraktığını sorguladıkça içinde bulunduğu anın farkına varır, kendini tanır. Uçağa binerken yüklendiği bir bavul veya bir sırt çantası değil, kefelerine ceplerinden çıkanları, çıkamayanları, çıkmamak için inat edenleri doldurduğu bir terazidir; yolculuk bir tartma eylemidir. Kişi evinin rahatını bırakıp gittiği yerlerde, tıpkı koca dünyayı uzayda asılı tutan minik sardunya fidesi gibi, önce sihirli masallar yaratır kendine, sonra da gider içine girer o masalların. Bazen durmak gerekir. İnsan en çok evinde yaşar kendisini, en çok evinde yaşar gerçek huzuru. Koca bir fincan kahvenin tadına bakar gibi; hayatı, geçmişi ve geleceği olduğu gibi kavrayıp kucaklar, kabullenir sakince. Terazi de masal da yoktur evde. Evde denge vardır. Ve...

Önemsiz Bir Beyoğlu Hikayesi

Dolmuşlar beni şehrin vahşi kalabalığından kurtarıp eve götürmek için sıraya girmiş bekliyorlardı. Hepsi de birbirinden çirkindi. Sıradan bir günde olsam gidip en öndekine biner, kapıya en yakın boş koltuğa oturur, cebimdeki bozuk paraları kurcalamaya başlardım.  Öyle yapmadım. Bugün seninle buluşacaktık! Bugün yüz yıllık bekleyişin ardından yeniden seni görecektim. Sarı minibüslerin dizildiği sokağı hızlıca geçip Fransız Konsolosluğu’nun karanlık duvarı boyunca yürüdüm. Saate baktım, daha zamanım vardı. Oyalanmazsam tam zamanında orada olacaktım. İstiklal Caddesi’ne çıktığımda Taksim Meydanı’na bir an bile bakmadan, onu bir an bile aklımdan geçirmeden sağa döndüm. Araçların altından geçtiği, beton yığınına dönmüş bu meydanı sevmiyordum artık. Üstelik seni son kez burada görmüş; sana son kez burada sarılmış; sen elimden kayıp giderken ne halt edeceğimi bilemeden, son kez, işte tam burada susmuştum ben. Caddede insanlar ne kadar da çoktu! Hepsi sanki bana bakıyor, gül...

Dispanserin Bahçesinden Işıltılı Caddelere

Lise çağımdaydım. Evim Balıkesir’deydi. Ailem, arkadaşlarım, tüm yaşantım orada, o küçük ve sevimli şehrin içindeydi. Sevimli olmasına sevimliydi ama, tüm diğer taşra kentleri gibi Balıkesir de insana dört duvar arasında kalmış hissi veren, sınırlı, kapalı bir yerdi. Sanki hayatın bir fragmanını yaşıyorduk orada, gerçeği kentin duvarlarının ötesinde; İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’deydi. Gürül gürül akıyordu da hayat, biz orada öylece duruyor gibiydik, sanki. Her ayın başında, Şan Sineması’nın hemen karşısındaki gazete bayisine büyük bir heyecan içinde koşmamız bu yüzdendi. Tüm dünya, geçmişin ve geleceğin toplamı hatta, sanki yoğunlaşıp tek bir kara deliğe çökmüş ve o da koca evrende gelip bu büfenin önündeki “Yaysat” sepetine düşmüştü. Sinema, Atlas ve Gezi dergilerinin yeni sayıları gelmişse onları hemen raftan kapar, eğip bükmeden, üzerlerindeki naylona dahi zarar vermeden çantalarımıza atar ve evlerimizin, Underground Cafe’nin, yahut bahçesinde saatlerce oturduğumuz hüküm...

Hayatı Tersten Yaşamak

Bu yazı sitenin genelinde bulunan gezi yazılarından biraz farklı olacak. Hali hazırda yayımlanmak üzere gezi yazılarımız bulunmasına rağmen bugün bir değişiklik yapmak istedim çünkü bazen filmerlerle de farklı bir boyutta bir geziye çıkıyoruz. Malibu Plajı, California 2009

Havana: Che Guevara'nın Günlüğünde Nazım Hikmet

Ben, alacakaranlığında son sabahımın dostlarımı ve seni göreceğim, ve yalnız yarım kalmış bir şarkının acısını toprağa götüreceğim... Nazım Hikmet Che'nin 6 Temmuz 1956`da,  Küba devrimi öncesinde, Mexico City`de Fidel Castro ve 28 yoldaşı ile birlikte tutuklu kaldığı zaman diliminde, günlüğüne (Eylül 55 te evlendiği eşi Hilda Gadea`ya) yazdığı pargarafta, N.Hikmet`in de  eşi   Piraye'ye ithafen yazdığı “Karıma Mektup” şiirinde hissettiklerine benzer duyguları paylaştığı satırlar: "If for any reason, which I do not expect, I can no longer write and I have lost my mind, please consider these lines as a farewell not a very eloquent one, but a sincere one. All through my life I have been stumbling along the road in a search for my truth, and now, with my daughter to carry on after me. I have come full circle. From now on, I would hardly consider my death more than a frustration like Hikmet: "I will take to  my grave / only the sorrow o...

Uzun Ömürlü İnsanların Adası

“Tanrı, insanları uzun ömürlü olsunlar diye Bozcaada’yı yaratmış.” Böyle  demiş Herodot… Beni yazmaya en hızlı ikna eden adam Özgün’e bir selam çakarak, Dünyanın Bütün  Sokakları’ndaki  ilk yazımı  çok sevdiğim Bozcaada hakkında yazmak istedim.  Malum yaz geldi, güneşi yeni yeni görmeye başlıyoruz ancak herkesin aklında tek bir soru var; tatilde nereye gitsek? İlk olarak ülkemizden nadide bir örnek vermek isterim Bozcaada! Gerçi Bozcaada ziyareti için Ağustos’u tercih etmenizi öneririm, yazının gerisinde nedenini paylaşacağım.

Bob Marley'in Torunundan Mesaj Var

Dünyaca ünlü Jamaikalı müzisyen Bob Marley'in torunu Donisha Prendergast ile yolumuz Ottawa Üniversitesi'ndeki bir etkinlikte kesişti. 2013 yılının soğuk bir Şubat günüydü. 

Nazım, Prag, Havana

İstediğim iş olmaz mı Mefistofoles? Yoksa bu lime lime ruhum satın almaya değmez mi? Prag'da ay doğuyor limon sarısı Faust'un evi önünde duruyorum, Çalıyorum açılmaz kapıyı gece yarısı... Prag, Prag, Ahhhhh Prag! Nam-ı diğer "Masallar Şehri", "Şehirlerin Anası", "Altın Şehir", "Avrupa'nın Kalbi".  Her daim sokaklarında kaybolunası karamsar şehir. Karamsarlığın duvarlarının karalığından mı, sarıp sarmalayan kara bulutlardan mı, akan kara nehirinden mi, tepeden aşağı bakan gotik Gargoyles tarzı heykellerden mi, bilemedim, ama seni Evanescence`in Amy Lee`sini sever gibi sevdim.  Nostaljik kafeleri, edebiyat eseri gibi narince işlenmiş gotik mimarisi, sıcak şarabı, ve sudan ucuz birası ile zaman kavramının mağaravari yeraltı barlarında anlamını yitirdiği, ekonomik yollu bir kaçış noktası Çek Cumhuriyeti'nin başkenti ve en büyük şehri Prag.  Bu okuyacağınız yazı, 2013 yılının Nazım Hikmet'in 50. ölüm y...

Titreeyen Dağ: Mount Tremblant

Burası,  Quebec eyaletinin Laurentian dağları üzerinde  kurulu,  etrafı ormanlar ve göllerle çevrili,   Ottawa ve Montreal çevresindeki doğa sporları sevenlerin  vazgeçilmez mekanı,   nefes kesen manzarası ile   Tremblant Kayak Merkezi.

Kanada'nın En İyi 10 Kayak Merkezi

Kanada'nın genel hava durumu, 5-6 ay boyunca kış sporları yapabileceğiniz bir iklim sunuyor. Kasım ve Nisan ayları arasında ülkenin büyük bir kesiminde hava sıcaklığı sıfırın altında seyrediyor, hal böyle olunca doğa sporları sevenler, "outdoor"  mekanlarda buz pateni, kayak, snowboard gibi sporlara yöneliyor. 

Çam Ağaçları, Sincaplar, Kar ve Ben

Saat öğleden sonra iki. Camdan dışarı bakıyorum. Kar yağmıyor, rüzgar da yok. Bembeyaz her yer. Dışarı çıkmak ve bir süre öylece durmak istiyorum. Hiçbir şey yapmadan, sadece öylece durmak. Ne güzel şey! Yumuşacık bir hava, başları göğe değen upuzun çam ağaçları, göz alabildiğine uzayıp giden bembeyazlık ve donmuş Rideau Nehri paylaşacak bu anı benimle.

Barbados Sokakları

Aslında bu tatil 2012'nin Aralık ayının ilk haftasında gerçekleşti. Fakülteden yakın arkadaşımın Barbados'ta düğünününe davetliydik. Bu davet, Karayip Denizi'nde arkadaşlarla beraber keyif yapmak, Ottawa'nın buz tutmuş yollarından, kasvetli havasından bir haftalığına uzaklaşıp, ruhumuzu dinlendirmek ve uzak ufuklara açılmak için mükemmel bir fırsattı. ( Ottawa 'da kalsaydık, henüz snowboard/ski sezonu da açılmamış olacağından, sönük bir hafta olacaktı) Görmediğimiz yerlere karşı her zaman büyük bir tutkumuz var. Aslına bakarsan sen gelmeden Dünya turunu da aradan çıkartmay ı  planlıyoruz. Aziz Augustine'in dediği gibi " Bu dünya bir kitap ve gezmedikçe sadece tek bir sayfayı okuduğunla kalırsın ". Gibbs Beach - S.Gun 2012

Çayınızı Nasıl Alırsınız?

Ottawa'nın tam merkezi Byward Market. Avrupa kentlerini andıran, yaz kış hareketli, cıvıl cıvıl bir yer burası. Aklınıza gelebilecek her şeyi arayıp bulabileceğiniz dükkanların yanı sıra restoranlar, kafeler ve barlar var dört bir yanda.

Masalların Masalı

Seninle buluşacaktık kafede, not defterimi yanıma almayı unutmuşum, dalgın oluyorum Cumaları iş cıkışı, ama unutmadım sana yazacaklarımı. İlgimi çeken " Poèmes du Monde"  adlı DVD'nin içindeki " Légende des légendes"   yani " Masalların Masalı"  ndan  bahsedecektim, bu 14 çizgi filmlik yapıtı ileride bir gün beraber izleyelim. Otobüsten indim, yerler karla kaplı ve halen havada biraz güneş kırıntısı asılı kalmış. Saat 6'da kapanacak kütüphane, temkinli ama hızlı adımlarla yürüdüm yağan karda ayağım kaymadan, nihayetinde burası kar ülkesinin başkenti . Kar yağınca pek soğuk olmaz ve zaten Wellington caddesinden sadece 6 blok güneyde Metcalfe caddesi.

Madam Katia'nın Şapkaları

2012 yılının Aralık ayında, Beyoğlu'da Galatasaray'dan Tünel'e doğru yürürken sağ kanattaki tarihi binalardan birinin altından geçerek girilen Hazzopulo (Hacopu) Pasajı'ndayım. Büyülü bir pasaj burası. Renk renk dükkanlar var içinde. Hediyelik eşya, takılar, süs malzemeleri, sahaflar ve yakın dönemde mantar gibi çoğalan çay kahve mekanları ile dolup taşan pasajda vitrini oldukça sönük bir dükkan var. Camekanın içine, vitrinin sadeliğine uyan küçücük bir tabela yerleştirilmiş: Şapkacı Katia .

Mandabatmaz Barcelona'ya Karşı

Mandabatmaz ile dev pastanenin savaşından bahsetmek istiyorum sizlere. Bundan bir iki yıl öncesine kadar, Galata'dan Tünel'e doğru inerken sağdaki sokaklardan birinde sıra sıra dizilmiş tabureler çarpardı gözünüze. Barcelona isimli bir pastane vardı hani, onun hemen yanındaki dar ve loş sokaktan söz ediyorum..

Geçmişe Yolculuk: Zeytin Kokulu Kaz Dağları

Serin bir Ekim sabahı gün daha doğmamışken, İstanbul'un henüz sararmaya başlamış taze sonbahar yaprakları altındaki daracık bir sokağındayım. Kargalar ötüyor ağaçların üzerinde, başka herhangi bir ses duyulmuyor. İnsana yolculukları sevdiren; tüm ömrünü macera ile, sıra dışı deneyimlerle doldurma arzusu veren bir sabah bu. İçinde bulunduğum tüm sahte (!) gerçekliklerden sıyrılıyorum. Taptaze havayı içime çekiyor ve yola koyulmak üzere ilk adımlarımı atıyorum...

Tanımayanlar İçin Frida Kahlo

Aldım fotoğraf makinemi elime ve kente gelen Chagall sergisini gezmek için düştüm yollara... Ancak giriş ücreti cebime fazla gelince kendimi downtown Toronto'nun ıssız ara sokaklarına vurmaya ve sanat açlığımı daha ucuz bir şekilde gidermeye karar verdim...  Frida da öyle yapmıştı. Köşe başında karşılaştık!

Seni Seviyorum Saraybosna

Saraybosna’daki, Prag’daki, Ottawa’daki,  İzmir’deki, Kastamonu’daki  veya dünyanın herhangi bir yerindeki  köhne bir bahçede  gün batarken  karşılıklı oturup rakı içmek istediğim  yegane arkadaşım için... Dedem için... “Ömrümce tanımadığım üvey kardeşimin şehrinde gibiyim Saraybosna’da” diye yazmıştım eve döndüğümde. Saraybosna'nın geçmişten güçlü izler taşıyan gizemli sokakları; modern ve Avrupai görünümlü ışıklı caddeleri; rengarenk ve hareketli dükkanları; daha dün yaşanan akıl almaz drama rağmen cıvıl cıvıl, hayat dolu insanları ve kişide sanki batıya değil de doğuya doğru seyahat etmiş hissi uyandıran Osmanlı yapısı eski şehir merkezi beni hiç beklemediğim biçimde şaşırtmış ve hatta bu kenti yıllarca görmezden gelmiş olduğum için hafif utangaç bir pişmanlığa sürüklemişti.

Kensington Market

Toronto'ya gelmeden önce, internette okuduğum hemen tüm gezi yazılarında "Kensington Market" ismini gördüğümü anımsıyorum. İsmi, Toronto'ya gezmeye gelenlerin muhakkak görmesi gereken yerler arasında geçen Kensington Market ile ilk kez karşılaşmam şans eseri oldu. Bir ara gidip uzun uzadıya gezmeyi, fotoğraflarını çekmeyi planlıyordum ancak o hiç ummadığım bir anda, China Town'da gezerken çıktı karşıma. İkisinin bu kadar yakın olduğunu bilsem, kesinlikle daha hazırlıklı çıkardım yola!

Bizi De Gör Ey Dünya!

Arap baharından etkilenen halkın yaklaşık bir yıl önce isyan bayrağını çektiği Suriye'de sular durulmuyor. Devlet Başkanı Beşar Esad, diğer orta doğu ülkelerinde olduğu gibi isyanları bastırmak için şiddete başvuruyor ve hem kendi halkının hem de tüm dünyanın tepkisini çekmeye devam ediyor.

Toronto Sokakları İşgal Altında

Sert ve kanlı Arap baharının ardından, şimdi de süslü ve yumuşak Amerikan Baharı gündemde! Amerika'daki duyarlı bireyler ülkelerindeki ekonomik düzensizliklerin ve adaletsiz varlık dağılımının mimarı olarak gördükleri Wall Street Borsası'nı (temsili bir günah keçisi) protesto etmek için sokaklara döküldü. Protestocular hem sokak gösterilerinde hem de internet sitelerinde ve sosyal paylaşım platformlarında seslerini milyonlarca kişiye duyurdu, duyurdukça da güçlendi.

Cadılar Bayramı Hazırlıkları - 2

31 Ekim'de kutlanacak Haloween için hazırlıklar tüm hızıyla sürüyor! Kentin dört bir yanını bal kabakları, cadılar, korkuluklar sarmış durumda. Bir önceki gönderinin biraz zayıf kaldığını düşünerek fotoğraf makinemi aldım, yeniden düştüm yollara.. 

Cadılar Bayramı Hazırlıkları

Cadılar Bayramı öncesinde Toronto sokaklarında gezerken karşıma çıkan kimi ilginç ev süslemelerinin fotoğrafını çektim. Bu işe hazırlıklı çıkmamıştım evden, fotoğraf makinem yoktu yanımda. İmdadıma cep telefonum yetişti... Aslında zaman yaratabilirsem sırf bu amaçla bir gün gezmek istiyorum, o kadar sıra dışı süslemeler var ki. Önünden hep otobüsle geçtiğim bir ev var ki çatıdan yere kadar kocaman bir örümcek ağı ile örtülmüş. Fotoğraflayabilirsem o ve diğerleri de burada yerini alacak, elbette! Haloween ne kadar büyük bir olaymış meğer buralarda. Bir kaç haftadır sokaktaki tüm çocukların dilinden düşmüyor. Herkes bir kostüm arayışına girmiş. Yalnız çocuklar da değil, yetişkinler için de çeşit çeşit kıyafet dükkanların vitrinlerindeki yerini almış durumda.  Bu fotoğrafları çektikten bir kaç gün sonra, yine sokak sokak gezip bu alandaki koleksiyonumu biraz daha zenginleştirdim! İkinci gezide çektiğim benzer fotoğraflar...